27 Eylül 2016

faust,goethe...

başlangıçta söz vardı...(bu incil'in ilk cümlersiydi)

 faust okuması oldukça zor bir kitap.ilyada ve oddisei'nin platon vari bir versiyonu.felsefi bir içeriğe sahip bir tiyatro oyunu.söylentiye göre goethe bu kitabı oynansın diye değil okunsun diye neredeyse bir ömür süren bir süreçte yazmış.
faust denen oldukça bilgili/eğitimli bir adamın bilgisiyle şeytana karşı durması ama yine bilgiye ulaşabilme adına ruhunu şeytana satması ve şeytanın da bilgiden ziyade şeytan vari günahlara faust'u sürüklemek istemesinin hikayesi.
hikaye tevrat'tan alınma bir olayla başlıyor;tanrı ve şeytan mefisto arasında ki pazarlıkla ve
truvalı helen'den taa antik yunan'a tales'e kadar gidip gelir hikaye.
ben kendi adıma çok sevdim.okurken evet zorlandım çünkü çok fazla karakter devreye giriyor ve her birinin söylediği önemli bir not var.
felsefi içerikli epik bir tarzı ve tavrı vardı kitabın.


kitaptan:
Müdür: Bana, üzüntülü ve sıkıntılı anlarımda pek çok kez yardım etmiş olan siz ikiniz, söyleyin bakalım, Alman ülkesinde giriştiğimiz bu işten ne bekliyorsunuz? Halkın sevgisini kazanmayı çok isterdim. Çünkü halk, yaşar ve yaşatır. İşte görüyorsunuz; direkler dikilmiş, tahtalar çakılmış ve herkes bir ziyafet beklentisi içinde. Rahatça kuruldukları koltuklarında, ilginç ve şaşırtıcı şeyler seyretmek istiyorlar. Halkın ruhunu okşayacak şeyleri bilmeme rağmen, hayatımda hiç bu kadar zor bir durumda kalmamıştım. Aslında halk çok iyi eserlere alışık değildir; ama pek çok şey okumuştur. Nasıl yapalım da oyunumuz halk için yeni, canlı ve hoşa giden nitelikte olsun?


faust'un filminin sanki kitapla bir ilgisi yok gibi.kitap ne kadar güzelse film de o kadar kötü.hiç beğenmedim ama filme çekilmiş bir kitabı okuyunca da filmden  de bahsediyoruz tabi ki.
imdb puanı:6,6

















trailer


ben filmini hiç sevmedim.karar size ait artık.
filmi nette türkçe dublaj ve alt yazılı bulabilirsiniz.

bu da t,iyatro versiyonu ama ben tam olarak tamamını izlemedim.


benim keyfim çok ama çok yetrinde hamdolsun maşllh,inşllh sizin keyfiniz de yerinde olsun :):)

bram soteker,tılsım.

telefonum bozulduooouuuvv :// ve ne zamana tamir olur bilinmez.tüm planlar da alt üst oldu.halbukisi instagram da blogger arkadaşlarla kitap okuma etkinliği yapmaya başlamıştık ve ben telefonsuzluktan birlikte okuma etkinliğine katılamaycağım.ee sen de kendi kendisine oku suu derseniz,birlikte okumanın tadı çıkmaz ki :/işte tüm olayım bu :)

gelelim tılsıma:bram sotker,drakula kitabını ve filmini duymayan yoktur.benimde çok okumak istediğim bir kitaptı ama henüz daha alamadım.elime tılsım geçince bram stoker okumak istedim.ilk okuduğum kitabı bu oldu.ama bu kitap dırakula tarzı değil.

drakula hikayesini biliriz pek çok uyarlama filmi de yaılmıştır ve en iyisi 1992  francis ford coppola uyarlamasıdır.(kitabı okuduğum da filimi de yorumlayacağım olaylar oldukça fantastiktir ve ben fantastik film ve kitapları çok severim.) bu kitabı da yazarın isminden ve ününden dolayı aldım işte.ama kitap polisiye çıktı o_O
antik mısır'la alakalı cinayetler işlenir ve sonunda da çözülür.işte hepsi bu :) polisiye severler okusun.

arka kapak:
Kaynağı belli olmayan saldırılarla başlayan, Antik Mısır’da geçen bir efsanenin entrikalarla dolu, sürükleyici bir kurgusu!
Mısır mezarlarından toplanmış kutsal yıllıklarla dolu bir oda ve bu odaya yapılan kanlı gece yarısı saldırısı, baygın ve kolu kesik bir halde bulunan bir adam… Tanrılar tarafından lanetlenmiş, eski Mısır kraliçesinin mumyası…
İntikam için yeniden dirilen mumyaların tarihiyle ilgilenenleri akıl almaz bir gerilime sürüklemesi. Ayrıca bu lanet dolu intikamın içinde yar alan iki karakterin bu olaydaki amansız mücadelelerinin, gizem ve korku dolu serüvende yeni boyutlar kazanması.
Asıl amaç, beş bin yıl once gerçekleştirilen büyük deneyin anahtarına ulaşmaktır. Bunun için de kullanılacak tek silah, bir mezarın ötesinden gelen büyü.

bu arada detoksa başladım ve bu postu da 45 dakikalık hızlı bir yürüyüşten sonra azıcıkın yorgun olarak alel acele girdim.canım da çok yazmak istemedi.
hadi size iyi günler :)

21 Eylül 2016

biraz ordan,biraz burdan...

 #bookchevro yaptımdı ben :)
 sonra kadriyeme taht almıştım taaa istanbullardan :)
 bir de #bookheart yap dediler bana bende yaptım :)
en sonunda öğretmen arkadaşlar yeniden buluşup bir araya geldik.özlemişiz birbirimizi.hediyeler alındı ve verildi.
bir yıl boyunca birlikte çalıştığımız aysecan yaz tatilinde eşi ile birlikte avrupa turuna çıkmıştı ve bize bol bol hediye almış.bunlar banaydı,kızıma ve kız kardeşime de bissürü hediye getirmişti onları çekmeyi unuttum.
işte avrupalardan gelen hediyelerim.
kahve italya,
kalem ve ayraç:prag,franz kafka müzesi,
defter transilvanya :))












görüşürüz...

frankestein'ın laneti

bu güne kadar pek çok frankestein'li film izlemiştim ama hiç birinin kitaba sadık kalınarak çekilmediğini artık biliyorum.bari biri benzeseymiş.

kitap akıcı bir dile sahip.
haddini bilmeyen ademoğlunun tanrıcılık oynama hikayesi.ve bence kitabın sonu da oldukça güzel sayılırdı.












Türk Sinema Tarihi, Fantastik Türk Sineması, İstanbul Gizemleri, Dehşetin Kapıları, 23 baskı yapan Dünyamızın Gizli sahipleri, 14 baskı yapan Uzaydan Geldiler, Geleceğinizin Anahtarları gibi birçok araştırma, inceleme kitabının yazarı Giovanni Scognamillo'nun daha önce "Jean Gennaro" takma adıyla yayınlanan ikinci korku romanıdır Frankenstein'in Laneti, Scognamillo'nun ilk korku gerilim romanı olan Mumya'nın Mezarı (Jean Gennaro adıyla) ilk defa Milliyet Gazetesi'nde tefrika edilmişti. Çevirmen olarak da Giovanni Scognamillo adını kullanmıştı.

Yayınevimizin "alacakaranlık kuşağı" dizisi içinde yeni baskısını yaptığı Mumya'nın Mezarı bu defa yazarın gerçek adıyla, Giovanni Scokgnamillo olarak yayınlandı. Mary Shelly'in Frankenstein romanından esinlenilerek kaleme alınan Frankenstein'ın Laneti, mükemmel kurgusu ve iyi ayarlanmış "yüksek gerilim" temposuyla okuyucuyu bir anda kuşatan, türün en iyilerinden diyebileceğimiz korku romanıdır.

Giovanni Scognamillo'yu daha önce yayınlanan ve kısa korku öykülerinden oluşan Beyoğlu Kabusları, Dehşet Öyküleri adlı kitaplarından da tanıyan okuyucularımızın Frankenstein'in Laneti'ni beğeniyle okuyacaklarını umuyoruz.

Korku edebiyatı türünün en iyilerinde buluşmak üzere...

keyifli okumalar..

tarihselcilik:çelişkiler batağında,caner taslaman...

yahu hocanın kitaplarını okumaya yetişemiyorum bea :) ben okudukça o yazıyor,o yazdıkça ben okuyorum.:) elimde tam iki tane kitabı kaldı okunacak derken elaziz'de bir baktım yeni kitabı o_O
hemen aldım ve elaziz'den ağrı'ya dönerken okudum bitti.

kitabın konusu adının içinde gizli.tarihselcilerin kur'an'ı anlama da ki bakış açılarının eleştirisi.ben derim ki cahil cahil konuşup çift doktorası olan hocayı sinirlendirmeyin.hoca tıpki socrates gibi bilgisiyle evire çevire dövüyor :))







Benim “tarihselci” deyip de eleştirdiklerim, Kuran'ın tarihin belli bir döneminde indiğini ve kendi döneminin sorunlarına da çözümler sunduğunu ifade edenler değildir. Böylesi bir tanımlamayı hemen herkes kabul edecektir. Benim “tarihselci” deyip eleştirdiklerim, bugün bu etiketle anılırken; Kuran'daki kıssalara mitoloji diyen, Kuran'daki ahiret anlatımlarını Arapları uyutmak için anlatımlar olarak sunan ve Kuran'daki bize yönelik birçok “Yap” emrini, bunları yapmaya gücümüz de yetmesine rağmen, tarihi geçtiği için yapmayabileceğimizi ve hatta yapmamamız gerektiğini ifade edenlerdir. Yani eleştirdiklerim; ahiret anlatımları, kıssaları ve hükümleri ile Kuran'ın yarısından çok daha fazlasını boşaltan bir zihniyettir.
Toplumun şekillendirdiği akıl Kuran ile düzeltileceğine, Kuran'ı toplumun şekillendirdiği akla uydurmak, Kuran'ın Allah'tan olduğuna inanma iddiasıyla çelişkilidir. Kuran'a ilk karşı çıkan müşrikler, kendi toplumlarının geleneklerini, yani tarihin o döneminde şekillenmiş hayata bakışları temelinde Kuran'a karşı çıktılar, Peygamberimize “Kuran'ı değiştir” dediler. Kuran'ın bu iddiaya cevabı, onların kendilerini değiştirmesi gerektiği yönündeydi. Bugün tarihin her döneminde oluşan kültürel yapıların inşa ettiği zihinleriyle Kuran'ın hükümlerinin uygulanmayıp başka hükümler uygulanması gerektiğini söyleyenler, kendilerini düzeltmek yerine Kuran'daki ayetlerin uygulamasının değişmesini isteyenler, Kuran'a ilk karşı çıkanlara benzer bir yaklaşım sergilemiyorlar mı?

keyifli okumalar...

boğulmamak için,george orwell...

 kitabın akıcı bir dili vardı.savaş öncesi ve savaş sonrası dönemin farkını orwell'in kaleminden güçlü bir şekilde izliyorsunuz.kitap için 1984 ve hayvan çiftliğinin nüvelerini barındırdığı söylense de çok daha farklı bir atmosferi vardı bence.
kolay okunsa da hikaye insanı çok sarmıyor yani ben kitabı pek sevmedim.
"Orwell'in ironik mizah anlayışı tazeliğini hiç yitirmiyor. Bu, kaçırılmaması gereken bir Orwell yapıtı."
-The Observer-

Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır.1939'da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır.Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir.Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.

"Çok komik olmanın yanında hayranlık uyandıracak kadar gerçekçi... Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü burada nüve haliyle görebiliyoruz. Hayvan Çiftliği'ni de... Hem zengin bir okuma keyfi sunan hem de iki klasiğin tohumlarını birden barındıran romanlara kolay rastlanmaz."
-John Carey, The Sunday Times-
(Tanıtım Bülteninden)

keyifli okumalar...

od,iskener pala..

 od klasik bir iskender pala kitabı.her karakterin hikayesini kendi ağzından dinliyoruz,yalın ama edebi bir anlatıma sahip.akıcı bir roman.
her iskender pala kitabı gibi bşata okuması zor gibi olsa da sonradan hikaye akıp gidiyor.
Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı 'OD' ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD'un ana kahramanı. İskender Pala'nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında, yazar kişiliğinin imbiğinden geçirilerek aşkın tahtına bir kez daha oturtuluyor. 13. yüzyılın her bakımdan kavruk ve yanıp yıkılan ortamına Yunus Emre'nin gelişi tarihi atmosfer içerisinde hakiki anlamına kavuşturuluyor. Yıkıntılar ve yangınlar içinden bir gönül ve bir insanlık anıtının inşa edilişi cümle cümle anlatıyor ve elbette kalbe dokuna dokuna yol alıyor. Romanın her sayfasında Yunus'un hamlıktan saflığa geçişi okunuyor.

Biliyorum,"Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selam olsun," demişti… Yine Biliyorum, "Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." Demişti… Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum… Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus…Varsın onu da desinler. Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.

Biliyorum… 
(Tanıtım Bülteninden

keyifle okuyun...

18 Eylül 2016

tanrı matematikçi mi? ;mario livivo...

 yolculuğa çıkacağım akşam bitirmiştim kitabı ve keşle bu kadar bekletmeseydim deim.tam bir felsefe ve matemetik tarihi.okunması çok rahat,kolay ve akıcı.çok keyif  aldığım bir kitaptı.eğer okuma listenizdeyse hemen öne alım derim.çok çok güzel bir kitaptı.hem matematiği hem felsefeyi sevdirebilecek türden.muhakkak okuyun derim.antin kuntin romanlarla ve okumak için okunan kalitesiz kitaplarla hayat devam etmiyor ve kaliteli okumak gerekiyor diye düşünüyorum.o yüzden muhakkak okuyun bu kitabı çok güzeldi.
Yukarıdaki sözü Platon söylemişti. Nobel ödüllü Eugene Wigner, "Nasıl olur da matematik doğa yasalarıyla bu denli uyumlu olabilir?" diye sormuştu. Ve yine büyük düşünür Descartes, "Matematiksel olarak kanıtlanamayan hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmem!" demişti. Eski çağlardan bu yana tüm bilim insanları, filozoflar, soyut bir disiplinin doğal dünyayı böylesine kolay bir biçimde açıklamasını hayretle karşılamışlardır. Dahası matematik, zamanında bilinmeyen ve bugün varlıkları kanıtlanan atom zerrecikleri ve kozmik fenomenler hakkında da kehanetlerde bulunmuştur.

Matematik bir buluş mudur yoksa keşfedilmiş bir bilinmeyen mi? Einstein'ın iddia ettiği gibi matematik deneyimlerden bağımsız, insan zihninin ürettiği soyut bir kavram olsaydı, içinde yaşadığımız dünyayı böylesine mükemmel ve kesin bir şekilde tarif edebilir miydi? Veya kehanetlerde bulunabilir miydi? Hubble Uzay Teleskopu Bilim Enstitüsü Başkanı Mario Livio, Pisagor'dan günümüze dek uzanan matematiksel düşünceleri inceleyerek, aklımızı kurcalayan soruları zekice yanıtlıyor. Bu harika kitap, insan zihninin derinlikleri ile bilim dünyası arasındaki ilişkiyi merak edenler için eşsiz bir rehber olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

keyifli okumalar...

bayram 5...

 bumenü park 23'teydi ve gayet iyidi.11ytl..pideler çokta lezzetliydi.
 walker bros coffee'nin frapeleri çok güzeldi.şuana kadar ağrı  simit sarayında böyle iyisini içmiştim ve diğer yerlerde iyi olmadığı için içmiyordum.yolunuz elazığ park 23'e düşerse deneyin muhakkak.


















batıkitap ganimetlerim.





















pukka bistro lounge



 ara ara okuma fırsatı bulabildim.bu kadar gezerken gerçekten hiç okunuyor :(





















 walker bros coffee'den elazığ manzarası.


kültür parkta ana kız ne manyaklıklar yapıyorduysak demek ki :)


aspirin yolu
namı diğer alice in wonderland


meşhuuur hayal kafe..


elaziz'de son akşam harput
balak gazi


balak gaziden elaziz manzarası.


balak gazinin kendisi.


 valilik.






















ve dönüş...


bingöl,karlıova





yine macera dolu bir dönüş oldu.elazığ'dan ağrı'ya direkt dönüş arabası bulamadık.bu yüzden erzurum aktarmalı gittik.ve yolda iki kere polis aramasına takılınca bir saat röterli erzurum'a vardık.
ve son ağrı arabası gitmiştipelin çok korktu ve üzüldü.bu gece otogar da mı sabahlıycaz derken bir araba ayarladılar ve kargo arabası gibi bir şeyle döndük :)
neyse ki planladığım gibi cumartesi gecesi evdeydik ve pazar gününü dinlenmeye ayıabilecektik :)
şimdi dinlenirken postlarımı giriyorum
herkese hayırlı bir yıl olsun inşllh..

bayram 4..

 her zaman olduğu gibi en çok kitapçıda vakit geçirdik.batıkitap elazığ'ın kitapçı zinciri.bir öğrenci şehri olan elazığ için büyük nimet.

 kendine kitap bakan pelin..
 sırayla incelemişiz :P


ilahiyattan arkadaşım nurcan elazığ'a geldiğimi duyunca hemen gelip bizi evine götürdü,yedirdi içirdi,izzeti ikram da bulundu sonra tekrar bizi merkeze bıraktı :)
aşağıda ki fotoğraflar onun evinin balkonundan.






aşağıda ki foto da çayda çıra durağı.


gazi caddesinin girişinde ki öğretmen evi


öğretmen evinin tam önünden çekilmiş gazi caddesi 


park 23'te walker bros coffee'ye bol bol gittiğimizi itiraf etmeliyim.





kültür park gezimiz.








aspirin yolu


burası tarihi bir kiliseymiş tam bir harabe.
restorasyona ihtiyacı var.


hıdır emmi :)


aspirin yolunun başlangıcı.
alice in wonderland diyorum ben buraya :)


çok çok güzel bir tatildi.ve bunu gerçekten ana kız haketmiştik.çok taş koyulmaya çalışıldı ama bundan sonra dostuma da nasıl davranmalıyım biliyorum artık.
düşmanını tanımak kolay asıl bir başarı elde ettiğinde dostunu (eğer o aynı başarıyı gösteremediyse) tanımak daha önemli.atandığımdan beri son bir yıldır bunu çok iyi öğrendim...